Turizm Treni

0
462

Geçtiğimiz günlerde turizm fuarında konuşan Binali Yıldırım, terör saldırılarının her yerde olduğunu belirterek turistleri ülkemize davet etti. Turist çekmek için ilginç bir yöntem olduğunu itiraf etmeliyim. Yani beyefendi şunu demeye getiriyor: “Tamam, ülkemizde terör saldırıları yok demiyoruz. Ama hele bir sor niye var! Çünkü dünyanın her yerinde terör saldırıları var da ondan…”

Bu çırpınışlar, referandum öncesi suyu biten/bitirilen tulumbaya bir miktar su takviye etme çabalarıdır dostlar. Beyhude bir çabadır. Turizm treni çoktan gözden kaybolmuştur. Saray rejimine, o trenin arkasından aval aval bakmaktan başka seçenek kalmamıştır. Memleket ekonomisi öyle perişan durumdadır ki, güçlü Türkiye’nin (!) cengaver yöneticileri gözlerini milletin yastık altına dikecek kadar düşmüştür. “Doları olan bozdursun”, “Alamancılar çocuklarının pipisini Türkiye’de kestirsin, takılar burada kalsın”, “turist gelsin” vs. açıklamaları iktidarı elinde bulunduranların içinde bulunduğu çaresizliği yeterince net ifade etmektedir. Varlık fonu dedikleri zımbırtıyla da, boş tabağın dibi sıyrılmak istenmektedir. Saray rejimi son çareyi, Arap petrol zenginlerinin kirli paralarından medet ummakta bulmuştur. Durup dururken yapılan umre ziyareti, esasında ‘durup dururken’ yapılmış bir ziyaret değildir. Erdoğan’ın meme dekolteli hacı kıyafeti duruma çare olur mu bilinmez, bilinen tek şey varsa, o da ekonominin fena halde meme yaptığıdır. Tarafsız kalacağına dair “namusu ve şerefi” üzerine yemin eden Reisicumhur’a ivedi tarafından nakit lazımdır. Cari açık kapatıcı, devlet erkanının önüne yattığı Reza da artık bu yaraya melhem olamayacaktır.

Turizm konusuna ve Binali Yıldırım’ın açıklamalarına yeniden dönersek şunları söylüyor başbakan:

“Terör saldırısı dünyanın her yerinde oluyor. ABD’de, Fransa’da, Almanya’da, Belçika’da da oluyor…”

Bu açıklama, can güvenliği endişesiyle Türkiye’ye gelmeyen turistlerde bayram havası yaratmış, “Allah Binali’den razı olsun, yüreğimize su serpti. Bu yaz soluğu Akdeniz ve Ege sahillerinde alacağız” demelerine mi yol açmıştır? Bu iş bu kadar kolay mıdır?

Bakınız dostlar, söz konusu ülkelerde de tek tük terör saldırıları yaşanmıştır. Fransa’da, Almanya’da, AB’nin kalbi Brüksel’de bile terör saldırıları olmuştur. Ama bu ülkelerin hiçbirinde paramparça olan bedenlerin ve yaralıların üzerine biber gazı atılmamıştır. “Yaşasın IŞİD!” diye böğüren Fransız polisi değildir mesela. Pişmiş kelle gibi sırıtarak “güvenlik zaafiyeti yok” açıklamasını yapan da Alman bakanlar değildir. Kafa kesen canilere “öfkeli çocuklar” diyen de Belçika başbakanı değildir. Bir yılda terör saldırılarında kaybeden 423 insan İsviçreli değildir. Terör kurbanları için yapılan saygı duruşunun ıslıklandığı yer Hollanda değildir.

Hal böyleyken siz turist olsanız her gün bombalar patlayan bir ülkeye gitmek ister misiniz? Elin turisti tatil yapmaya geliyor, ölmeye değil. Gerçek şudur: İsviçre’de işim gereği her gün değişik insanlarla muhatap oluyorum. Görüştüğüm İsviçrelilere Türkiye hakkında ne düşündüklerini, Türkiye’ye tatile gidip gitmeyeceklerini soruyorum. Bana ayıp olmasın diye düşündüklerinden olsa gerek (ki bu insanlar böyledir) “eskiden gidiyorduk ama şu anda ülkenizde bazı problemler var” demekle yetiniyorlar. IŞİD kelimesini duyunca bile yüz ifadeleri değişiyor adamların. Ve burada kiminle konuştuysam Türkiye’ye tatile gitmeyi düşünen bir kişiye bile rastlamadım.

Uzun lafın kısası, memleket ekonomisine yılda ‘milyarlarca’ dolar gelir getiren turizm sektörünü sıfırlayıp, AB kapılarını 3 milyar dolar için aşındıran iktidarın artık hiçbir yerde güvenilirliği kalmamıştır. Yukarıda da belirttiğim gibi saray rejimi, kaçan turizm trenin ardından, şu anda ismini veremeyeceğim bir canlının baktığı gibi bakmaktadır. Önümüz referandum, çiftçi için de, işçi için de, öğrenci için de, tabii ki turizmci için de HAYIR’lı bir referandum olacaktır.

CEVAP VER