Kıbrıs’ta ‘Jöleli’ depremi!

0
872

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut’un “KKTC, Türkiye’nin denizaşırı bir vilayetidir” sözleri Kıbrıs’ta infial yarattı.

Kuzey Kıbrıs lideri Mustafa Akıncı’nın sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bulut’un “KKTC Türkiye’nin denizaşırı bir vilayetidir. Bir plakası olur, bir valisi olur. Orada bir Cumhurbaşkanı, orada bir Başbakan, orada bir Meclis var ve bunun masraflarını Türkiye ödüyor sonuçta” ifadesine tepki gösterirken, Afrika Gazetesi Yayın Yönetmeni Şener Levent -anlayanlar için- çok ağır bir yazı yazdı.

Şener Levent’in yazısında, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye ile olan ilişkilerinin bozulacağına dair ciddi sinyaller yer alıyor. Şener Levent’in yazısının tamamını paylaşıyoruz:

OFF THE RECORD BİLGİLERİ PAYLAŞIYORUM
Haberiniz yok herhalde…
Zaten bana da söyleyen “Off the record” söyledi…
Yazmayım söylemeyim diye…
Rauf Denktaş da öyle yapardı.
Saraydaki söyleşimizde bana,
-Teypi kapat, dedi.
Kapattım…
-Bu cinayetlerden hep beni sorumlu tutuyorsunuz, ama yanılıyorsunuz, dedi…
Sonra da bana, TMT’nin vur emri çıkardığı Dr. İhsan Ali’yi ölümden nasıl kurtardığını anlattı.
Şimdi size ele vereceğim sır da böyle bir şey işte…
Çok gizli!
Ne oldu, bilir misiniz?
Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Yiğit Bulut’un açıklamalarından sonra, buna fena içerleyen Mustafa Akıncı hemen harekete geçti…
Çok sinirlenmiş çok…
Yerinde duramıyormuş…
Türk Büyükelçisi’ni sarayına davet etmiş…
İzahat istemiş ondan…
Vilayet de ne demek?
Ne zamandan beri vilayet olduk, diye sormuş ona…
Esmiş yağmış…
-Kimse numara yapmasın bize, demiş, biz bir başdanışmanın söylediklerini ustasının fikri kabul ederiz… Ve çok iyi biliriz ki, Sayın Yiğit Bulut Sayın Erdoğan’ın izni olmadan ağzını açamaz… Benimle müzakereleri sürdüren Kıbrıslı Rum lidere şimdi nasıl izah edeceğim ben bunu? İlk buluşmamızda adam sormayacak mı, ne bunlar diye? Ben onların enosisini bertaraf etmek için canımı yerken enosisi biz mi yaptık şimdi?… Onlar bağlanamadı biz mi bağlandık? Açıklama talep ediyoruz… Vilayette ısrarlıysanız, o zaman siz yolunuza biz yolumuza…
Büyükelçi sessizce dinlemiş onu…
Konuşmasını bitirince, Akıncı tutuşturmuş eline yazılı ültimatomu…
***
Bitmedi, dahası var…
Bizim meclis olağanüstü gizlice toplanmış…
Kapıları pencereleri kapatmışlar…
Bulut’un sözlerini masaya yatırmışlar…
İlk sözü CTP lideri Tufan Erhürman almış…
-Arkadaşlar, demiş… Çok önemli bir karar için bugün bu salonda toplandık… İspanya faşizme nasıl “No passaran”, Yunanistan nasıl “Ohi” dediyse, biz de bizi vilayet yapanlara hayır diyeceğiz… Biz Hatay olmayacağız… Elimizden her şeyimizi aldılar… Bir onurumuz kalmıştı, şimdi onu da alıyorlar… Doğrusunu isterseniz, buna da biz izin verdik bugüne kadar. Bize sahte bir devlet, kukla bir meclis ve hükümet kurdurdular… Aldık kabullendik… Bu rezil işgale örtü olduk… Ama artık yeter! Demediklerini bırakmadılar bize… Hep aşağıladılar… Asalak, tembel, besleme, arka bahçe, kalın bağırsak… Ve şimdi de vilayet… Arkadaşlar, bu sözlerin basit bir başdanışman tarafından söylenmediğini, asıl fikir sahibinin kim olduğunu siz de gayet iyi biliyorsunuz… Bu oyuna gelmeyelim… Tepkilerimiz lafta kalmasın… Ayağa kalkalım… Türkiye’nin işgalinden kurtulma zamanımız geldi. İşte bu kararı alacağız bugün bu mecliste… Böylelikle Kıbrıslırum kardeşlerimizle anlaşma yolunu da açacağız… Bu tarihi sorumluluğu hep birlikte üstlenelim.
***
Bu konuşmadan sonra mecliste daha sonra neler olduğunu öğrenemedim…
Oturum geceyarısına sarktı…
Hala da devam ediyor…
Ancak başka yerlerden haberler geldi…
Sendikalarımız, örgütlerimiz, derneklerimiz, cemiyetlerimiz ayaklanmış…
Bugüne dek görülmemiş bir mitinge ve gösterilere hazırlanıyormuşlar…
O biricik pankartımızı da tozunu silkeleyerek depodan çıkarmışlar…
“Ankara, ne paranı isteriz, ne paketini, ne memurunu…”
Ben pankartımı şimdiden astım:
“Kurtarıldık mı? Hassiktir”…
***
Bana pek çok bilgiyi “off the record” olarak veren dostum, başka önemli haberler de aktardı…
Meğer Ankara’da olup bitenlerden de haberi varmış…
Yiğit Bulut ekranda vilayet konuşmasını yapıp bitirdikten sonra Erdoğan’ı aramış…
-Tamam mı, beğendiniz mi efendim, diye sormuş…
-Harikaydın Bulutcuğum, demiş Reis…
Ve eklemiş:
-Görelim bakalım, ne yapacak o ana kuzucukları, o yavrucuklar şimdi… Seyret alemi… Bağırıp çağıracaklar değil mi? Bırak bönürsünler… Atı alan Akdeniz’i geçti… Beğenmediler mi? Külahıma anlatsınlar… Bunlar alıştırmalardır şimdilik Bulutcuğum… Vilayete de alışacaklar eşek gibi… Bağlayacağız eninde sonunda… Unutma, bu koltukta kalabilmemiz için bizim böyle zaferlere ihtiyacımız var…
Yiğit Bulut,
-Bana jöleli deyip duruyorlar efendim… Bunların hepsini Fetöcü ilan etsek olmaz mı?
-Jöleli mi? Gayleye bak… Jöleli değil misin zaten?.. Bak ne güzel parlıyor saçların… Ben de süreceğim yakında…
Tam bu esnada odaya yaveri girmiş Erdoğan’ın…
Elinde bir zarf…
-O ne, demiş Reis…
-KKTC Cumhurbaşkanlığı’ndan efendim…
Reis bir çırpıda okuduktan sonra buruşturup çöpe atmış hiddetle…
-Şimdi yedim seni Mustafa, demiş… Sen de Fetöcüsün…
***
Sakın heyecanlanmayın…
Ben takip ediyorum olayları…
“Off the record” bilgiler geldikçe sizinle paylaşacağım…
Kıbrıs’ta “Asalaklar Tarihi”nden “Devrim Tarihi”ne geçmeye hazır olun!

CEVAP VER