Bir derste solcu şair olabilmek…

0
375

Evdeki karatahtaya (Evet… Evde karatahtam var… Ne var?) tebeşirle şu dört kelimeyi yazdım ve Şiirin kalanını bekliyorum:

Sevda (Seudaa diye de okunabiliyor hedef kitleye göre)

Kavga (Aynı mantıkla Kauga da denebilir)

Yürek (Bunda genelde sorun çıkmıyor)

Kürek (Ellemeseniz iyi olur; böyle iyidir)

Bir de yumruk ile türkü var ama iki kelime daha lazım ikinci dörtlük için.

Bir ara 3-3 yapsam dedim, vazgeçtim.

Dörtlük diye bir şey var ama üçlük kavramına basketboldan başka yerde rastlamadım.

Olmaz dedim şimdilik ya du bakali n’oolcek. (Halk dili)

Gerçi baktım da milletin duvarlarına…

(Yaa… Artık herkesin kendi duvarı var gardaş. Yok öyle eski usul kamu binalarının duvarlarına yazıp çizmek)

Bunları ardı ardına sıralasam, kalanında ne dediğinin pek önemi yok gibi.

Uzun uzun ifade kalabalığı yaratmana hiç gerek yok.

Bunları birinci çoğul şahıs zamiriyle birlikte kısık ateşte bir taşım kaynat

Yanında kuru soğanla servis yapıver (amele gıdasıdır)

Algıda Seçici Sol diye bir şey var artık.

Kısaca ASS

Hasstasıyım… (Kullanırım ben bunu bir şiirde)

*  *  *

“Şiiri özledim” dedi yüksek sesle, bir şairin yeni yazdığı sosyal medya şiirini okumaya çalışırken.

“Oku o zaman”
“Ne okuyayım, şiir mi?”
“Evet…”

Hııımfhhh!… diye burnundan derin bir nefes çekti ve sessizce geri verdi. O anda aklına gelen cümleyi önce içinden söyledi
Alınan nefes geri verilmez”

Hafifçe sırıtıp yüksek sesle tekrarladı:
“Alınan nefes geri verilmez…” ve sordu

“Nasıl?”
“Kim yazmış bunu?”
“Ben yazdım”
“Ne zaman?”
“Şimdi?”
“Dalga mı geçiyorsun şimdi?”
“Evet… Ama valla da şimdi yazdım bunu. Devamını getirebilirsem ki getiririm biliyorsun, onu da söyleyeceğim”
“Ne düşünürken çıktı bu dize?”
“Nefes alıp verdiğimde aklıma geldi”

“….”
“Ne o, beğenmedin mi?”
“….”
“Sen bilirsin valla. Ben şimdi buna bir dize daha eklesem; hatta salla eklemeyi ben bunu yazıversem şu facebooka her yanıma sağlık yağacak bak gör”

Bir heves sigaraya uzanıp yakıverdi… Bir nefes çekip bırakıverdi. Çıkan dumanı görünce bütün hevesi kaçtı. “Ne halttır bu arkadaş” diye içinden geçirdi. Sırtını geriye yaslayıp bir nefes daha çaktı ve zar zor doğrulup söylendi

“Ben kahve yapayım bari…”
Mutfağa doğru yollanırken suzinaktan üfürmeye başladı

“Alınan nefes geri verilmez
Ben bir kahve yapayım bari
Bir çift kesme şeker için sola dönülmez
Suyun çok kaynamaması gerek ey dost”

Fincanlara kahveyi koyarken söylendi;
“Düşündüm de müziği de özlemişim lan ben…

  • HAKAN KİREZCİ

CEVAP VER