Barış Atay dizi sektörünü bombaladı!

0
601

Oyuncu Barış Atay, senaristlerin dizilerin uzunluğundan yakınarak başlattığı yeni hamleden yola çıktı ve sektörü hiç çekinmeden topa tuttu. Sektördeki emekçilerin durumundan, oyuncuların sınıfsal konumuna kadar pek çok ayrıntıyı açıklıkla tartışan Barış Atay, tüm dizi sektörü çalışanlarına gayet somut çağrılarda bulundu. Barış Atay’ın Twitter üzerinden yazdıklarını birleştirdiğimizde ortaya bir ‘Dizi Manifestosu’ çıktı! İşte o satırlar:

Senaristler haklı olarak Yerli Dizi Yersiz Uzun diye isyan etti ama bu sorun yeni değil. Yerli Dizi Yersiz Uzun eylemi yeni bir şey değil esasen. 2010 yılında, şu anda çürümeye terk edilmiş olan AKM’nin önünde yapılmıştı ilki… İsimlerini duyduğunuzda “vay be” diyeceğiniz bir çok ünlü isimin de aralarında olduğu umut verici bir kalabalık vardı ama daha önemlisi bu eyleme senaristler, yönetmenler, set emekçileri ile, enteresandır, yapımcılar da destek veriyordu, daha doğrusu öyleymiş gibi yapıyorlarmış!

Kimler yoktu ki? Kenan İmirzalıoğlu, Yavuz Bingöl, Engin Altan Düzyatan gibi şimdinin iktidarcıları bile oradaydı. Aklınıza gelebilecek bütün büyük dizi yapımcıları destek açıklaması yapmıştı… Peki neydi talepler?

(Bu arada, Barış Atay’ın birilerine kısa bir mesajı var!)

Esasen şimdiki 60 dakikalık bölüm süresi talebinden çok farklı değildi ama daha nitelikli ve geniş kapsamlıydı… 45 dakikalık bölüm süresi, insani çalışma şartları, sendikalaşma, oyuncuların da sigortalı çalışma hakkı elde etmesi, vs… Bu eylem çok önemliydi çünkü bir sonraki yıl kurulacak olan Oyuncular Sendikası’nın da kurulmasına gidecek süreci hızlandıracak, güçlendirecekti. Nitekim öyle de oldu. Sektörün her kısmından önemli isimlerle yapılan toplantıların sonucunda dün 6. yılını kutlayan sendika kuruldu…

SEKTÖRDE KİM, KAÇ PARA ALIR?

Fakat işler düşünüldüğü gibi olmadı. İlk fire yapımcılardan geldi. Destek açıklaması yapan yapımcılar iş ciddiye binince sigortaya hayır dedi. Yapımcının işveren, oyuncunun teknik olarak işçi olduğu bu sektörün en büyük garabeti, oyuncunun da işveren gibi defter açıp Bağkur ödemesiydi. Bu konuda “oyuncuyu sigortalayın, gerekirse kaşesinden düşün” teklifleri karşılık bulmadı çünkü işçi sayısı arttıkça yapımcının yükü artacaktı. Ayrıca öyle olursa, kendi firmalarından sigortalı olan set emekçileri için emsal teşkil edebilir ve yapımcıya kalabilirdi her şey…

Bu çaba sonuçsuz kalınca, oyuncular hep beraber tekrar sokağa mı döküldük? Tabii ki hayır! Açıkçası çorap söküğü gibi oldu. Sigortanın yanında taban-tavan fiyat uygulaması yapılması gerekliliği konuşulurken, buna itiraz da bazı başrol oyuncularından geldi! 🙂 Aslında “başrol dayanışmanındı” (!) ama kimsenin kaşesine dokulmadığı sürece!.. Bunun önemini anlamak için bir-iki ortalama kaşe bilgisi vereyim. Ben sektöre başladığımda, ismi cismi olmayan bir konservatuvar öğrencisi olarak aldığım ücret 300 liraydı. 4 yıl sonra ikinci dizide ise 1.200 lira. Yeni bir baş rol kaşesi 2.000-7.000 arası, bilindik bir baş rol için ise 15.000-45.000 idi. 2007-2012 yılları arasını baz alırsak. İstisna vardır…

Şimdi ise, sektöre başladıktan 10 yıl sonra, yan rol için konservatuvar öğrencisine teklif ettikleri kaşe 750-1000 lira, yeni başrol 10.000-20.000… Adı sanı bilinen ‘A sınıf’ başrol için 40.000-120.000 lira. Korkunç değil mi? Neden taban-tavan fiyata karşı çıktıkları anlaşılıyor sanırım…

-2 DERECE SOĞUKTA…

Set emekçilerinin durumu ise fecaat. Her türlü çalışma ve hava koşulunda günde 12-18 saat ve bazen 3-4 saat uykuyla iş zorunluluğu… Bunun için kurulan Sinema-tv-Sen çok iyi çalışmalar yapıyor, bir tebriği hak ediyorlar… En azından oyuncuların çoğunun aksine beraber hareket edip, iş bırakabiliyor, hakkını isteyebiliyor. Biz oyuncular hâlâ kovulan bir arkadaşımızın yanında duramıyoruz. Neyse, sorun şu: İtiraz ettiğiniz anda, işten çıkarılabileceğiniz ve yerinize belki de sizden daha düşük kaşeye çalışmaktan imtina etmeyen dünya insan var.

Durum böyle olunca herkeste, “işimi kaybedeceğime susayım daha iyi” anlayışı yerleşmiş durumda. Kimse çıkıp bir şey söylemek istemiyor. Bir bölüm kaşesi oyuncu, set emekçisi, yönetmen, senaristin toplamından daha fazla olan çoğu başrolün umurunda değil mesele. 20 dakika içinde bitecek sahneyi bitirip herkes eve gidebilecekken, yorulduğu (!) için 1.5 saat karavanın içinde oturup, -2 derecede settekileri bekleten yeni genç yıldız gördü bu gözler… Ve ne yazık ki sinirden gözleri dolan ama tek kelime edemeyen set işçileri. Çünkü kovulursunuz!

Yıllar önce dublaj sanatçıları piyasayı boykot kararı almışlardı da, boykotu kıran stüdyolar hem zenginleşti hem de piyasanın kralı oldular… Çünkü ABD’deki senaristlerin eylemine, oyuncusunun, yönetmeninin beraber gittiği gibi bir dayanışma kültürümüz yok. Bir tekme de biz atıyoruz.

TEK FORMÜL: DAYANIŞMA

Dün SENDER’in tekrar başlattığı Yerli Dizi Yersiz Uzun eylemi açıkçası değerlidir ama yetersizdir. Hak aramaktan ne yazık ki uzaktır. Siz bu sektörün bel kemiği dizilerin yazarlarısınız. Kaleminiz oynamazsa diziler olmaz. Hakkınızı almadan tek harf yazmayın!

Ey başrol oyuncu arkadaşlar, meslektaşlar! Senaristlerle dayanışın. Size her türlü konfor sağlanıyor diye susmayın, oynamayın!

Faşizm, neo-osmalıcılık propagandası yapılan dizileri kabullenmeyin, buna alet olmayın!

Boykot eden ve tehdit gören emekçileri destekleyin!

Hepiniz, hepimiz, Oyuncular Sendikası, SENDER, Sinema-tv Sen, DİSK Sine Sen Çasod, BiroyMB… Biz güçlüyüz! Bunu kabul etmek zorunda değiliz! Hakkımız olanı almak, daha nitelikli işler yapmak elimizde. Bunun için mahcup açıklamalar yerine örgütlenmek, dayanışmak zorundayız. Eğer her defasında, sermayenin, iktidarın baskısından çekinip geri adım atmaya devam edersek, mesleğimizi yapma imkanımız zaten kalmayacak.

Karşılaşacağımız güçlükler çoğumuzun gözünü korkutuyor olabilir ama dayanışmanın sonunda kazanan biz oluruz… Sadece biraz cesaret! Saygılar.

CEVAP VER