Avrupa’ya mülteciler üzerinden şantaj!

0
293

Günlük hayatta birileriyle illa ki bir sözleşme imzalamışsınızdır. Taksitle bir şey alırken, ev kiralarken, bir işe girerken vs… Sözleşme yapmanın amacı tarafların karşılıklı haklarını hukuki güvence altına almaktır. Resmiyette durum böyledir ama işin bir de vicdani boyutu vardır. Yani yapmaya veya yapmamaya söz verdiğiniz bir konu mevzu bahisse, altında imzanız olmasa bile, vicdanınız varsa eğer inkar etmeyip arkasında durursunuz. Eskilerin “benim sözüm senettir” gibi lafları vardır ki inanırım. Eski insanlarda gerçekten de verilen söz senet yerine geçermiş, istisnaların kaideyi bozmaması şartıyla.

Bu durum devletler arasında da böyledir. Her devlet, altında imzası bulunan sözleşmelere uymak zorundadır çünkü uyacağına dair söz vermiştir. “Söz namustur.”

ANLAŞMA REZİL AMA…

Türkiye ve AB arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması, hayatları karartılan insanların geleceğiyle ilgili, iğrenç pazarlıklar sonucu imzalanmış bir anlaşmadır. Hani şu yandan çarklı Davutoğlu’nun “Kayseri’li pazarlığı” dediği anlaşma. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ülkelerin, Türkiye’ye verdiği rüşvetin anlaşmasıdır bu anlaşma. Geri Kabul Anlaşması imzalandıktan sonra Ege ve Akdeniz kıyılarında mülteci ölümlerinin bıçak gibi kesilmesi tesadüf değildir. En başından beri bu anlaşmanın iyi niyetli olmadığını defalarca yazdık, konuştuk, anlatmaya çalıştık. Bok attılar, hain dediler, terörist dediler…

Ama…

Türkiye bir anlaşmaya imza attı. Dere geçerken at değişilmez der eskiler. Söz verip, attığın imzayı şantaj malzemesi yaparsan o zaman sana kimse inanmaz, güvenmez. En kötü, en insanlık dışı anlaşmayı bile okuyup imzaladıysan olay bitmiştir. Sözüne ve imzana uymakla mükellefsin birader!

Kira sözleşmesini imzaladıktan sonra ev sahibinin “seni sokağa atarım” diye şantaj yapmasına benziyor bu iş. Saray rejiminin, Avrupa’yla her papaz olduğunda “kapıları açarım” diye şantaj yapması gayri ahlakidir. Parayı aldıktan sonra kapıları açmayacağına dair sözleşme imzalamışsın, parayı almışsın ama “kapıları açarım haaa” diye tehdit ediyorsun. Avrupa’ya karşı yaptırım uygulayacak ne ekonomik, ne bilimsel gücün var. Elinden gelen tek şey, savaştan kaçan insanların çaresizlikleri üzerinden artistlik yapmak. Ne dedik, “söz namustur”.

Pilin bitti usta…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

CEVAP VER